..bezgin ve üşengeç insanların halinden anlıyorum.. yalnız değilsiniz..

25 Kasım 2007 Pazar

unutulanlar dışında yeni bir şey yok..

geçtiğimiz günlerde okumakta olduğum soner yalçın imzalı “teşkilat’ın iki silahşoru” adlı kitapta ilgimi çeken bir bölümü sizlerle paylaşmak istedim..
1903 yılının mayıs ayları…
Manastır’daki rus başkonsolosu rostkovkiy her zaman adeti olduğu üzere, elinde kamçısıyla cadde ve sokaklarda dolaşırdı.. Rastladığı türk askerlerine hakaret ederdi. Hatta döverdi.. bir gün, bir resmi binanın kapısında nöbet bekleyen türk askerine saldırdı.. askeri kamçıyla dövmeye başladı.. sebei kendisine selam verilmemesiydi.. bizim asker dayanamadı, silahını çekip başkonsolosu öldürdü.. aslında asker vazifesini yapmıştı.. fakat ne olsu dersiniz?.. harp divanı kuruldu; hem başkonsolosu vuran halim adındaki asker, hem de o sırada kapıda bulunan diğer türk asker idama mahkum edildi.. üzerinde Osmanlı üniforması bulunan ve hakarete uğradığı, dövüldüğü için kendisini savunan türk askerini, bizim yüce Osmanlı devletimiz, yabancılardan çekindiği için darağacına gönderdi.. harp divanı’nda ender bey de görevliydi.. hiçbirşey yapamamanın ezikliğini, o da, o gün gördü.. ve iki türk askeri asıldı..
Sene 2007.. bu olayın üzerinden tam bir asır geçmiş.. peki değişen ne var..? sadece isimler.. roller aynı.. haksız mıyım..?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder